Özler Haber
buy Instagram followers
hatay escort izmit escort antalya escort bursa escort konya escort eskisehir escort canakkale escort
Ana Sayfa Genel, Manşet 3 Şubat 2020 77 Görüntüleme

HER KADININ BEYANI ESAS DEĞİLDİR

Adana’nın Yüreğir ilçesinde genç bir kız, sosyal medyada tanıştığı 16 yaşındaki M. R. Y.’nin kendisine tecavüz ettiğini öne sürdü. İddia üzerine kızın babası genci öldürdü. Yapılan soruşturmada kızın bir akrabası ile ilişkisi olduğu ve ondan hamile kaldığı, babasından korktuğu için de böyle bir yalana başvurduğu ortaya çıktı.

*

Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde yaşayan bir kadın, eşinin iki çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla şikâyetçi oldu. İfadeleri alınan çocuklar da babalarının kendilerine cinsel istismarda bulunduğunu söyledi. Şikâyette bulunan kadın mahkemede yalan söylediklerini itiraf etti.

*

Aydın’ın İncirliova ilçesinde, 26 yaşındaki erkeğe tecavüz edip, kaydettiği görüntülerle şantaj yaptığı iddiasıyla 28 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan hükümlünün eşi, 10 yaşındaki öz kızına bir cisimle cinsel istismarda bulunup, jandarmaya gitti. Kızına istismarı, kocasının tecavüz ettiği öne sürülen gencin babası ve kardeşinin yaptığını anlattı. Baba ve oğlunun 5 ay cezaevinde kalmasına neden olan ‘oyun’u, çiftin büyük kızlarının gerçeği anlatmasıyla bozuldu.

*

İki kız kardeşin, üzerlerinde baskı kurduğunu iddia ettikleri öz babalarına ‘evden uzaklaştırılsın’ diye kendilerine cinsel istismarda bulunduğu iftirası attığı ortaya çıktı.

*

Kocaeli’de, erkek arkadaşıyla görüşmesine izin vermeyen babasının kendisine şiddet uyguladığını ve cinsel istismarda bulunduğunu iddia eden genç kız, babasını cezaevine göndertti.

*

Isparta’da cinsel tacizle suçlanan 22 yaşındaki genç. köylerine jandarmanın geldiğini görünce intihar etti.

*

Barda alkol aldıktan sonra bir popçunun karısını sözlü ve fiili taciz etmekle suçlanan milli futbolcu beraat etti.

***

Bütün bu olaylar, 2005 yılında bir yerel mahkemenin ve ardından Yargıtay’ın, ‘suç kanıtı aramanın birçok olayın karşılıksız ve cezasız kalması gibi istenmeyen bir sonuca yol açacağı ve şikayetçinin başkasına zarar vermek için kendisine zarar vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı gerekçesiyle’ sanığın mahkumiyetine karar vermesi ve Yargıtay kararında ‘şikayetçinin genç bir kadın avukat olduğu, cinsel tacize uğradığının duyulmasının kendi itibarına zarar vereceği, buna rağmen, bunu bilerek ve göze alarak yine de şikayetçi olmasının iddianın doğruluğuna karine olduğu’ vurgulanması sonrasında hayatımıza giren ‘Kadının beyanı esastır’ düşüncesi ve ardından toplumsal hayatımıza adeta bir giyotin darbesi indiren İstanbul Sözleşmesi’nin ortaya çıkarttığı bu köşeye alabildiğim kararan hayatlardan sadece bir kaçı.

***

İşin kötü tarafı bundan sonra daha kötü bir süreç bizi bekliyor ve çok daha kötü tarafı bütün bunlar muhafazakar ve ‘dindar’ insanların iktidarında yaşanıyor.

Kanunlarımızda yer alan ‘masumiyet karinesi’, ‘müddei iddiasını ispatla mükelleftir’ ve ‘suçluluğu ispatlanana kadar herkes masumdur’ ilkelerinin ise yerinde yeller esiyor.

Yazdıklarımdan; “Kadınların hepsi iftira atıyor, hep erkekler mağdur” oluyor şeklinde bir anlam çıkarılmasın. Hatta ben daha ileriye giderek eğer kanıtlanmış bir taciz veya tecavüz olayı varsa olayın mağduriyetine göre taciz veya tecavüz fiilini gerçekleştiren kişilere en ağır cezalar verilsin istiyorum. Ağırdan kastım da 3-5 yıl yatması değil. Gerekirse ömür boyu hapis, hadım ve hatta idam gibi cezalar. Nasıl ki tacizci yada tecavüzcü, bir kadının ya da erkeğin hayatını karartmışsa kendi hayatı da kararsın.

Kadına yönelik şiddet, elbette bir insan hakkı ihlalidir ve mücadele edilmesi gereken ciddi bir sorundur ama erkeğe yönelik şiddet de aynı şekilde bir ihlal ve sorundur.

Kadının beyanı esastır şeklinde ifade edilen bu uygulama şimdiki hali ile devam ederse,

toplumun temel taşı olan ailenin köküne döşenen dinamitlerden her gün bir kısmını patlatmaya da  devam eder ve aile yok olursa toplum da yok olur. Aile yapımız büyük bir tehlike ile karşı karşıya. Bu duruma bir an önce önlem alınmalı.

 

ACIBADEM’DE YENİDEN (ACI, TATLI HATIRALAR)

Geçtiğimiz gün gazetecilere yönelik düzenlenen ‘Gazetecilik ve Kalp Hastalıkları’ ile ‘Kalp Sağlığı ve Beslenme’ seminerine davetli olmam nedeniyle Acıbadem Adana Hastanesi’ndeydim.

Öncelikle hastane yönetimine ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Başhekim Prof. Dr. Bülent Soyupak’ın da dediği gibi çok ara verilmiş, biraz gecikmiş bir buluşmaydı ama Acıbadem Adana Hastanesi personeli güzel bir ev sahipliği yaparak bu uzun arayı unutturmuş oldular.

Programda Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alpay Turan Sezgin ve Uzm. Dyt. Pakize Gizem Akgül de dünyanın belki de en zor ve en stresli mesleklerinden birini yapan gazetecilere dikkat etmeleri gereken sağlık konularıyla ilgili çok önemli bilgiler verdi.

Acıbadem Adana Hastanesi’nin benim için çok ayrı bir yeri var. Rahmetli Babam amansız hastalığı nedeniyle bu hastanede de tedavi görmüştü. Gerek ışın tedavisi gerekse bazı geceler iki üç kez gittiğimiz acil servisteki tedavileri süresince giriş katı ve onkoloji serisindeki her yeri neredeyse adım adım dolaştım. Düzenlenen toplantı bana o acı günleri ancak o zor zamanlarda bile Babamla biriktirdiğim güzel hatıraları bir kez daha hatırlattı.

Hastane hem onkoloji hem de diğer bölümlerdeki hizmetleri nedeniyle zaten bir marka. O yüzden daha fazla söze gerek yok. En büyük eksikliği bence basınla dolayısıyla kamuoyuyla olan iletişimiydi. Onu da inşallah bundan sonra mümkün olduğunca azaltırlar.

 

TÜRKİYE O ESKİ TÜRKİYE DEĞİL 

* Son zamanlarda dünyada uluslararası ilişkilerdeki onca değişime rağmen hızlıca karar alıp, çoğu zaman doğru adımlar attığı için…

* Çin’de yada başka bir yerde yaşanan olumsuz koşullarda ani refleks gösterip en doğru şekliyle vatandaşlarını sorunlu bölgeden uzaklaştırdığı ve onlara kendilerini farklı hissettirdiği için…

* Kim ne derse desin, ağır da işlese bazı aksaklıklar da olsa bir afet durumunda vatandaşın yanında olduğu için…

 

GENÇLERE DÖNMEYEN YÜZÜN KİMSEYE FAYDASI YOK 

* Ak Parti ilk olarak 2002’de tek başına iktidar olmuştu. Yani bugün seçim olsa oy kullanacak gençleri bu iktidar yetiştirdi peki sonuç? Gençler arasında bir seçim yapılsa Ak Parti yüzde kaç oy alır?

* Öğretmenlerin çoğu bırakın bir sosyal medya hesabına sahip olmayı, interneti bile doğru düzgün kullanamıyor. Bu şekilde çocuklarımızı nasıl çağa uygun bir şekilde eğitecekler?

* Sürekli gençliğin halinden şikayet edip duran, aslında o şikayet ettikleri nesli yetiştiren anne ve babalar konuyla ilgili her konuşmalarında “Bizim zamanımızda” diye başlayarak saygıdan, sevgiden, toplumsal değerlerden dem vurmakta ne kadar haklı?

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Karabuk escort Bartin escort Manisa escort Yalova escort Cerkezkoy escort Kutahya escort Kapakli escort